Bazen zihin, kişinin istemediği düşünceleri tekrar tekrar önüne getirebilir. Bu düşünceler rahatsız edici, yabancı, korkutucu ya da kişinin değerleriyle uyumsuz olabilir. Kişi bu düşünceler geldiği için kendisini suçlayabilir veya “böyle düşündüysem bu benimle ilgili kötü bir şey mi gösteriyor?” diye kaygılanabilir.
Obsesif düşüncelerde zorlayıcı olan çoğu zaman düşüncenin kendisi kadar, ona verilen anlam ve ardından gelen kontrol etme ihtiyacıdır. Kişi rahatlamak için tekrar tekrar kontrol edebilir, zihinsel olarak emin olmaya çalışabilir, güvence arayabilir ya da belirli durumlardan kaçınabilir.
Rahatlama kısa süreli olabilir
Kontrol davranışları ilk anda kaygıyı azaltıyor gibi görünebilir. Fakat zihin kısa süre sonra yeni bir ihtimal üretir ve kişi yeniden emin olmaya çalışır. Böylece kaygı-kontrol-rahatlama-yeniden kaygı döngüsü güçlenebilir.
Bu döngüyü anlamak, kişinin kendisini suçlamadan yaşadığı zorluğa bakabilmesi için önemlidir. Amaç düşünceleri zorla susturmak değil, düşünceyle kurulan ilişkiyi değiştirmektir.
Belirsizliğe küçük alanlar açmak
Obsesif düşüncelerle çalışırken belirsizliğe tahammül kapasitesi önemli bir başlıktır. Her şeyi yüzde yüz kesinleştirmeye çalışmak çoğu zaman mümkün değildir. Terapi sürecinde kişi, belirsizliğin varlığında da seçim yapabilmeyi ve değerlerine uygun davranabilmeyi öğrenebilir.
Bu süreç aceleye getirilmez. Kişinin kaygı düzeyi, günlük yaşamı, ilişkileri ve baş etme kaynakları birlikte değerlendirilir. Küçük ve yönetilebilir adımlarla kontrol döngüsüne farklı yanıtlar geliştirmek mümkün olabilir.
Yardım istemek ne zaman önemli?
Düşünceler günün büyük bölümünü kaplıyorsa, kişi sık sık kontrol davranışlarına başvuruyorsa, ilişkiler ya da işlevsellik etkileniyorsa profesyonel destek almak önemlidir. Terapi, kişinin bu döngüyü anlamasına, kendine karşı daha şefkatli bir dil kurmasına ve zorlayıcı düşüncelerle daha esnek biçimde baş etmesine yardımcı olabilir.
Bu yazı tanı koyma amacı taşımaz. Kişisel değerlendirme için bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek gerekir.